David Goggins'i hepiniz bilirsiniz. Kendisi dünya çapında tanınan bir ultra maraton koşucusu, emekli ABD Deniz Kuvvetleri komandosu ve Guinness Dünya Rekorları'na girmiş bir isim.
Kendisinin Canım Acımaz kitabını okudum ve birçok podcast'ini izledim.
Düşünce biçimini tek bir cümleyle özetlemek gerekirse:
"Yorulduğun zaman değil, işin bittiği zaman dur."
Açık konuşacağım.
Günümüzde bu kadar dikkat dağıtıcı unsur varken böyle yaşayabilmek gerçekten kolay değil.
Kimse koşmak istemez.
Kimse sürece sadık kalmak istemez.
Kimse disiplinli olmak istemez.
Kimse sağlıklı beslenmek istemez.
Ben de bunların hiçbirini her zaman severek yapmıyorum.
Sadece kendime verdiğim bir söz var.
Ve sürece bağlı kalıp ona güvenmekten başka seçeneğim olmadığını düşünüyorum.
Goggins'in kitabını okurken özellikle bir sayfa dikkatimi çekmişti.
Canım Acımaz kitabının 163. sayfasındaki zihinde canlandırma egzersizi...
Burada anlatmak istediği şey oldukça basit.
Bir savaşa girmeden önce...
Önemli bir karar almadan önce...
Koşuya çıkmadan önce...
Hayatınızda dönüm noktası olabilecek bir işe başlamadan önce...
O anı zihninizde yaşamaya çalışın.
Hem iyi hem de kötü senaryoları düşünün.
Çünkü beyniniz iki ihtimale de hazırlanmaya başlar.
10 kilometre koşmaya mı karar verdiniz?
10. kilometreden sonra yaşayacağınız rahatlamayı, başarmışlık hissini hayal edin.
Yere uzandığınızı ve başınıza buz gibi su döktüğünüzü düşünün.
Ama aynı zamanda 7. kilometrede yaşayacağınız yorgunluğu, bacaklarınızdaki yanmayı ve nefesinizin daraldığını da hissedin.
Büyük bir projeye teklif mi verdiniz?
Teklifinizin kabul edildiğini düşünün.
O projeyle sektörde nasıl bir itibar kazanabileceğinizi hayal edin.
Ama diğer ihtimali de düşünün.
Teklifiniz reddedildi.
Canınız sıkıldı.
Fakat artık elinizde yeni bir tecrübe var ve önünüze bakmanız gerekiyor.
İyi senaryoları düşündüğünüzde beyniniz sizi ödüle doğru motive eder.
Gitmek istediğiniz tatilleri...
Başarmak istediğiniz işleri...
Kazanmak istediğiniz projeleri...
Zihninizde canlandırdıkça beyniniz de sizi o noktaya ulaştırmaya çalışır.
Peki ya kötü senaryolar?
Onların da büyük bir faydası var.
Çünkü kötü ihtimali önceden düşündüğünüzde, gerçek hayatta o durumla karşılaştığınızda yaşadığınız şok azalır.
Sürpriz etkisi ortadan kalkar.
Zihniniz o ihtimale daha önceden hazırlanmıştır.
Kitaptan kendime şu notları almıştım.
Bugün onları sizinle de paylaşmak istiyorum.
"Diyelim ki LinkedIn'de bir yazı paylaştım.
Kimse beğenmedi.
Ne yapacağım?
Yarın yine paylaşacağım.
20 firma beni reddetti.
Ne yapacağım?
21.'ye gideceğim.
Siteme sadece 15 kişi girdi.
Ne yapacağım?
İstatistiklere takılmadan düzenli şekilde yazmaya devam edeceğim.
6 kilometrelik koşunun 4. kilometresinde nefesim kesildi.
Ne yapacağım?
Gerekirse tempomu yürüyüş hızına kadar düşüreceğim.
Ama yine de o koşuyu bitireceğim."
Ben kendi zihnimde her zaman iki senaryo canlandırıyorum.
Birincisi...
İşlerim çok güzel gidiyor.
Büyük projeler alıyorum.
Çok para kazanıyorum.
Hayalini kurduğum noktaya ulaşıyorum.
İkincisi ise...
İşler ters gidiyor.
Parasız kalıyorum.
Projelerin kapısından geri dönüyorum.
Fakat sonuç hangisi olursa olsun...
Görevimi yerine getiriyorum.
İşte anlatmak istediğim bütün mesele bu.
Başarı da olsa...
Başarısızlık da olsa...
Ben ertesi gün yine yapmam gereken işi yapacağım.
Yukarıdaki örneklere dikkat ettiyseniz olumsuz senaryoların hiçbirinde şu cümleyi görmediniz:
"Zaten olmuyor. Biraz durayım."
Ya da...
"Boş ver, bırakıyorum."
Muhtemelen bundan sonra da görmeyeceksiniz.
Çünkü ben bu süreci bir tercih olarak değil, bir görev olarak görüyorum.
Yapsam iyi olur diye düşündüğüm bir şey değil.
Sonuç ne olursa olsun yapılması gereken bir görev.
Bu yazı, siteme yükleyeceğim ilk yazı.
Bugün 26 Temmuz 2026.
Ve ben sandığınız kadar zengin ya da başarılı biri değilim.
Bütün sürecimi burada sizinle birlikte paylaşıyorum.
Çünkü insanlar genellikle sadece başarılarını gösteriyor.
Hayatlarının en parlak anlarını paylaşıyor.
Benim öyle bir derdim yok.
Hayatın inişli çıkışlı olduğunun farkındayım.
Ben sadece her gün az da olsa gelişen, görevlerini yerine getiren dürüst bir insan olmaya çalışıyorum.
Benim başarı tanımım tam olarak bu..
